Yukarı Çık

Asırların Temizlik ve Güzellik Sembolü Nasıl Zararlı Hale Döndü?

Cildin pH Düzeyi Ne Olmalı?

Deterjan vb gibi maddelerle cildi temizlemek yanlıştır, bunlar cildi kurutur. Cildimiz asidik bir yapıdır. Sabun tarzındaki temizleyiciler ise baziktir, asit ve baz bir araya geldiğinde tuzu oluşturur. Tuz da cildi irite edip tahriş edebilir. Yani cilt aşınır. İlle de sabunla cildimi kirlerden arındıracağım derseniz, o zaman ph’ı 5,5 olan veya geleneksel tarzda üretilmiş saf zeytinyağlı sabunları tercih etmelisiniz.

Asırların Temizlik ve Güzellik Sembolü, Nasıl Zararlı Hale Döndü?

Hayatımıza giren her şeye zaman geçtikçe yeni isimlerle yeni anlamlar yükleyip, kendine has özelliğini değiştirme çabasındayız.

Temizlik ve kozmetik ürün üreten firmalar, yıllarca kullandığımız sabunun maalesef karakterini değiştirdiler. İçerisine derideki florayı boğacak triklosan maddesini koyup, tüketiciyi bakterilere karşı daha savunmasız bırakıp adına ‘antibakteriyel sabun’ dediler. İyi köpüren sabun kalitelidir diye dolaşan teoriler aslında kimyasal ucuz sentetik yüzey aktif ajanların yani sentetik köpürtücülerin karıştırıldığı formüllerdir.

Sentetik kokularla birlikte ucuza mal edilen sabunlar, sabunun kalitesini düşürmekle birlikte, değerini de düşürmektedir. Çünkü doğal sabun veya doğal şampuan diyerek satışa sunulan ürünlerde, şampuan yada sabunların içerisine sadece iki damla zeytinyağı koyup, gerisi sentetik kimyasal proseslerden ibaret ürünler “doğal” adı altında pazarlanmaktadır. Bu sebeple tüketiciler gerçekten cilde yararlı doğal sabun ile sadece adı sabun olan kimyasal ürünlerin arasındaki farkı ayırt edemez oldular.

Yapılan bilimsel çalışmalarla birlikte kimyasalların vücudumuzda verdiği zararların artık farkına varılmaya başlandı. Bu ürünlere yığınla köpürücü, renklendirici, koku verici madde, parafin türevleri, gıdalarda yasaklanmış koruyucu maddeler ilave ediliyor. Hayvansal yağlar hangi şartlar altında sabunlaştırılıyor, bu konuda hiçbir bilgimiz yok!

Sabun, sıvı sabun, şampuan, diş macunu gibi ürünlerde kullanılan tehlikeli kimyasal maddeler (sodyum isethiyonat, steraik asit vb), insan sağlığını tehdit eden kimyasallardandır. Ayrıca titanyum dioksit-beyazlaştırıcılarda, propilen glikol-petro kimya ürünlerinde, sodyum lauril ether sülfat (SLES)-yüzey aktif köpürtücü ajanlar içinde kullanılmaktadır.

Gerçek ‘Doğal’ Sabun Nasıl Olur?

Deontoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayten Altınaş, www.iyilikguzellik.com sitesindeki bir köşe yazısında tarihte sabunun nasıl yapıldığını şu sözlerle anlatıyor: “Sabunun ilk ortaya çıkması hikâyesinde hep aynı şey anlatılır; Roma imparatorluğu döneminde, tapınakların yakınındaki nehirlerde çamaşır yıkayan kadınlar, tapınaklarda kurban edilen hayvanların yağları ve odun küllerinin sabunlaşarak çamaşırları tertemiz yapması ile sabunu fark etmişler. Hâlbuki yazılı kaynaklar, sabunu, ilk kez Sümerlerin MÖ 4.000 yıllarında kullanmaya başladıklarını; Mezopotamya’da iyice gelişmiş olan dokumacılık sanatında iplik ve kumaşların yıkanması için sabun, potas ve şap kullanıldığını belirtir. MÖ 2.500 yıllarında Sümerlere ait kil levhalar üzerindeki yazılarda sabun yapılması ile ilgili yazılara rastlanılmıştır. Sıvı yağlarla sabun yapımı hakkındaki bilgileri de Antik Mısır’da buluyoruz. Orta Asya kökenli olan ve ham yünden üretilen keçenin üretim aşamasında sabunlu suyun kullanılması, Orta Asya ile de bir bağlantısı olduğunu gösteriyor. Bütün bu bilgiler, bize sabunun tarihinin çok eski olduğunu, 6.000 yıldır insanların çeşitli maddeleri kullanarak sabun ürettiklerini gösteriyor.

Bu ‘yağı yağla yıkamak’ formülündeki mucizevî temizleyici, insanın hayatına en güzel şeklide girmiş ve insanlar tarafından en güzel şekle getirilmişti. Eski sabun imalatçıları, imalathanelerinde, ellerinde bulunan hayvanın iç yağlarını veya zeytinlerin sıkılmasıyla çıkarılan zeytinyağından geri kalan tortulu yağlı kısmı kullanırdı. Bu yağların, içinde alkali madde olan bitkilerin külleri, potas, şap, bor, borit veya sodyum hidroksit ihtiva eden doğal minerallerle kazanlarda kaynatılarak sabunlaşması sağlanırdı. Zamanla sabunlaşmayı sağlayacak sodyum hidroksit (kostik) ayrıştırılarak elde edildi. Sabun elde edilirken, bu madde çok dikkatle, sadece sabunlaştıracak kadar konulur ve sabunlaşma bittikten sonra deriyi tahriş edecek kostik kalmasın diye sabun defalarca su ile yıkanırdı. Sabun imalatçısı elde ettiği sabunun içinde tahriş edecek bir kalıntı kalıp kalmadığını diliyle yalayarak test ederdi. Sonuçta ‘yenebilecek!’ saflıkta sabun tüketiciye sunulurdu.”

Doğal Sabun Nereden Bulunur?

Küçük atölyelerde butik olarak üretilen Hatay ve Kilis yöresine ait zeytinyağlı ve defneli sabunlar; Siirt yöresine ait bıttım sabunu; Ayvalık, Bodrum, Gemlik gibi Marmara ve Ege kıyılarında Zeytincilik yapılan bölgelerde üretilen zeytinyağlı sabunlar; kostik kullanılmadan kefir gibi maddelerle üretilen özel sabunlar, bugün organik pazarlarda, köy pazarlarında veya yöresel-doğal ürün satan marketlerde bulunabilir.

Saf zeytinyağı ile yapılmış sabun alırken sarıya meyal renkte olanları tercih etmeli, kullanıldığında elleri yumuşatıp ve rahatlamasına dikkat edilmelidir. Bu tür sabunları saç ve vücut temizliğinizde de rahatlıkla kullanabilirsiniz.