Yukarı Çık

Güneş Yağları

Güneş Yağları, Cildimizi Güneşin Zararlı Işınlarından Korur mu?

Ozon tabakasının delindiğini ve ultraviyole (UV) ışınlarının bizi kanser yaptığını dergilerde, gazetelerde, televizyonlarda duymuşsunuzdur. Ancak insanları bir panik haline sokma çabası büyük bir bilgi kirliliğine sebep olmaktadır. Yani bizi endişe ve panik haline sokarak aslında bilinçli tüketici olmamızı engelliyorlar.

Artık akıllanma, araştırma ve doğru bilgiyi bulma zamanı gelmiştir. Güneşten koruyucu yağlar, yanığı azaltabilir ama kanseri önlemeyebilir çünkü bu ürünler, genelde UV-B ışınlarından koruma sağlar. Ancak en büyük kanserojen etkiyi UV-A ışınlarından alırız. UV- A ışınları derinin en derindeki alt katmanına dahi inebilmektedir. Ayrıca UV-B korumalı ürünleri kullandığımızda D vitamini sentezini gerçekleştiremeyiz ki işte vücudumuzu hasara uğratan en önemli diğer nokta da budur!

Seda Sakacı Çelik

D vitaminin, anormal hücre büyümesini engellediği araştırmalar sonucunda kanıtlanmıştır. 7’den 70’e Taş Devri Diyeti kitabının yazarı Prof. Dr Ahmet Aydın’ın yazılarında da okuduğum üzere, D vitamini, kalp hastalığı riskini en az %60 oranında azaltıyor. D vitamininin kanseri önlemede ve kanser tedavisinde etkili olduğuna dair pek çok araştırma bulunuyor. Özetle D vitamininin, başta kolon kanseri olmak üzere, prostat, akciğer ve cilt kanserleri ile lenfomalarda, hatta kanseri önlemede bile etkili olduğu gösterilmiştir.

Özellikle cilt kanseri içerisinde en tehlikelisi olan ‘melonoma insidansı’, son on yılda %83 oranda artmıştır. Genel kanser türleri arasında da dokuzuncu sırayı almaktadır. Kanserlerin %50’sini cilt kanserleri oluşturmaktadır.

Güneşin kanser yapıcı etkisinden korunmak için, ne kadar fazla güneş koruyuculu ürün kullanırsak o kadar fazla korunmuş oluruz sanıyoruz. Faktörü ne kadar fazla ise o kadar koruma sağladığını sanıp, çocuklarımıza en çok faktörlüsünü kullanıyoruz. Oysa ne büyük yanlış yapıyoruz! Çünkü kozmetik firmaları, her geçen gün yeni bir icat ve buluş çıkartıp, faktörlerini artırıp önümüze sundukları güneş yağları ve kremlerindeki fiyat farkının, aslında içindeki kimyasal maddelerin fazlalığından olduğu söylenmiyor. Bunları söyleyenlerse medyada desteklenmiyor... Dr. Murat Kınıkoğlu’nun çalışmalarında bu konu hakkında önemli vurgular yer almaktadır. Kınıkoğlu, www.doktormurat.net sitesinde yer alan bir makalesinde şöyle diyor; “Şimdi iyi dinleyin,bugün ben size değişik bir şey söylüyorum, yeteri kadar güneş ışını almazsanız esas o zaman kanser riskiniz artar!...” Kınıkoğlu’nun konu ile yazdığı makalelerde dikkat çektiği konular özetle şunlar:
  • “Çalışmalar, güneşle sentezlediğimiz D vitamininin, başta kolon kanseri olmak üzere, akciğer ve prostat kanserlerinin, lenfomaların oluşumunu önlediğini gösterdi. Özetle, vücudumuzun, kanserden koruyucu D vitaminini yeteri kadar sentez edebilmesi için güneş ışığına ihtiyacı var.
  • Eskiden D vitamininin, sadece kemik ve kas sisteminin gücünü artıran bir vitamin olduğu sanılırdı. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalara göre beyin, kalp, mide, pankreas, aktiveT ve B lenfositler, prostat, meme, kolon, deri, gonadlar, kemik, ince bağırsak ve bağırsağın dışındaki çok sayıda organda da D vitamini reseptörleri (VDR) vardır. Bunlara ilaveten D vitamini reseptörlerinin damarların düz kaslarında, damar iç gömleği (edotel) hücrelerinde ve kalp kası hücrelerinde (miyosit) olduğu da gösterilmiştir.
  • Bazı bilim adamları son yıllarda kanser oranlarındaki artışın nedenlerinden birisi olarak modern yaşamın, hepimizi güneşten uzak, kapalı kümeslerde yaşamaya mahkûm etmesi olduğunu düşünüyorlar. Bir güneş ülkesi olmamıza rağmen çoğumuzun, özellikle yaşlılarımızın ve çocuklarımızın eskisi gibi güneş ışığı almadıkları bir gerçek!
  • Modern yaşamın bizi güneşten uzaklaştırmasına bir de firmalarca pompalanan ‘cilt kanseri korkusu’ eklenince insanlarımız hepten güneşten kaçar oldular. “Sakın güneş yağı sürmeden güneşe çıkmayın yoksa cilt kanseri olursunuz” demek, “Sakın denize girmeyin boğulursunuz” demeye benziyor. Güneşin kızgın olduğu saatlerde mutlaka gölgeye kaçın. Çocuklarınızın bu saatlerde çıplak güneşin altında dolaşmasına izin vermeyin. Benim gibi güneşten faydalanma şansınız koca bir yıl içinde bir hafta on günü geçmiyorsa, araya yağ ve kimyasal maddeleri sokmadan vücudunuzun azar azar güneşten faydalanmasına izin verin.
  • Satın aldığınız güneşten koruyucu ürünlerin içerisinde Para Amino Benzoik Asit, Octyl Methoxycinnamates, Benzofenon ve Titanyum Oksit gibi kimyasal maddeler vardır. The Sunday Times kaynaklı bir makalede, Norveçli bilim adamlarının, güneş yağlarının %90’ında bulunan Octyl Methoxycinnamate’ın, düşük dozlarda bile fare hücrelerini öldürdüğünü gösterdiği yazıldı. Kalitesiz ve bayat güneş yağlarının benim de birkaç hastamda şahit olduğum cilt mantarına neden olma tehlikesi de cabası... En önemlisi şu; güneş yağları (en yüksek koruma faktörlü olanlar bile) basit cilt kanserlerinden korunmada etkili olsalar bile esas korktuğumuz ‘melanoma’yı önleyemiyorlar. Bu yüzden sakın ‘Nasılsa güneş yağı sürdüm deyip akşama kadar güneşin altında yatmayın...’”