Yukarı Çık

Deri (Cilt) Nedir?

Deri, dokunma, sıcaklık, ağrı hislerinin duyu organıdır. İnsanın yaşına, alışkanlıklarına, kilo alıp vermesine ve çevreye göre değişen; dinamik, gerilen, büzüşen, kırışan ve gelişen koruyucu bir organdır.

Vücudumuzun %16’sını deri oluşturur. İçerisinde kas, sinir, doku bulunur. Vücudumuzu estetik olarak güzel gösterir. Dışarıdan gelen etkenlerden (ısı, ışık, su vb) vücudumuzu korur. Bu koruma sistemine ‘epidermal bariyer’ demekteyiz. Örneğin, derimiz olmasaydı duş alamazdık, yağmurda duramazdık, denize giremezdik, yani geçirgenlik hâkim olurdu.

Deri, vücudumuzu toksik (zehirli) maddelere karşı da korur. Vücudumuzdaki fazla suyu ve bunun %70’ni hücrelerde saklarız. Deri olmasaydı, toksik yani zehirli maddeler kan dolaşımına girerlerdi

Derinin görevlerini şöyle sıralayabiliriz:
  • Vücudumuzu dik tutar. Dengeyi ve destek mekanizmasını sağlar
  • Estetik görünüşü sağlar.
  • Şekil verir.
  • Gaz alış-verişi yapar.
  • Vücutta su miktarını sabit tutar.
  • Vücut sıcaklığımızı dengede tutar.
  • Salgılama sayesinde cildin esnek, darbelere karşı dayanıklı olmasını sağlar ve salgılamayla deri yumuşaklığını korur.
  • Bakteriler, virüsler, alerji meydana getiren maddeler, kimyasallar, su ve mantardan vücudu korur. Mikro organizma girişini yani dışarıdan içeriye herhangi bir madde girişini engeller.
  • Vücudumuzdaki fazla suyun (ter) atılmasın sağlar.
  • Vücudumuzdaki fazla yağın (sebum) atılmasını sağlar.
  • D vitamini sentezini (güneş ışığı ile) gerçekleştirir.
  • Güneş ışınlarının yaratabileceği pigmentasyondan bizi korur.
  • Dokunma, acı, sıcaklık, soğukluk ve baskı hislerine yardımcı olur. Duyu fonksiyonlarının algılanmasını sağlar.

Derinin katmalarını ve alt katmanları şunlardır:

  • Epidermis:
    • Açığa çıkan tabaka (stratum korneum)
    • Berrak/ yarı saydam tabaka (stratum lucidum)
    • Granüler tabaka ( stratum granulosum )
    • Spinöz tabaka ( stratum spinosum )
    • Germinal / bazal tabaka ( stratum bazalenin / germinativum )
  • Dermis:
    • Kapiller kıvrımlar
    • Kıl folükülü
    • Yağ bezi
    • Erektör kas
    • Ter bezi
  • Hipodermis:
    • Deri altı yağ tabakası
    • Arter
    • Ven
    • Lenf damarı
    • Sinir

    EPİDERMİS

    Cildin en dış tabakasıdır. Ölü hücrelerden oluşur. Dayanıklı, esnek nasırlı bir yüzeye sahiptir. Vücudu dış etkenlere karşı korur. Rüzgâr, sıcaklık ve soğuktan nem kaybını engeller. Geçirgenlik engeli oluşturur. Epidermis kendi içinde 5 katmana ayrılır. Cildin rejenerasyonu (yenilenmesi) bu bölümde gerçekleşir.

    DERMİS

    Epidermisin altındaki canlı tabakadır. Epidermisi yeniler (cilt kendini 4 ila 6 hafta arasında yenilemektedir). Cildin sağlamlığı ve dengesini sağlayan orta tabakadır. Kıl folikülleri, ter bezleri, cildin dayanıklılığı ve esnekliğini sağlayan kollajen lifler bu bölümde bulunur.

    HİPODERMİS

    Cilt altı yağ dokusundan oluşan iç tabakadır. Cilde enerji sağlar ve yalıtım işlevinden sorumludur. Derinin beslenme, salgılama ve ısı değişiminin sonlandığı katman bu tabakadır.

    Cilt Sorunlarının Kaynağı Ne?

    Cilt sorunları, genetik faktörlerden kaynaklanabilir, doğuştan olabilir ya da aşağıdaki sebeplerle belirli bir zamandan sonra ortaya çıkabilir:

    • Ergenlik çağında, hormonal faaliyetlerin hızlanması ile yağ bezleri büyür ve tıkanarak iltihaplanmalar olabilir. Akne sorunları kendini gösterebilir.
    • Psikolojik nedenlerle (stres altında yoğun çalışma vb) ciltte sorunlar olabilir.
    • Güneş, rüzgâr, sıcaklık, soğukluk ve kuru hava cilt dengesini bozabilir. Bununla birlikte hassasiyetlik, kuruluk veya yağlıklı oluşabilir. Kuruluk, pul pul dökülmeyi de beraberinde getirir. Yağlılık ise parlaklıkla kendini gösterir.
    • Erken yaşlanma gibi olumsuzluklar doğabilir. Çizgilenmeler, elastikiyet kabı, kahverengi lekeler, cilt gözenekleri büyüyebilir.
    • Sigara, özellikle kadınlarda iç ve dış yaşlanmayı tetikler. Sigara içen bireylerde kırışıklığın yanı sıra derinin grimsi bir renk aldığı gözlenir.

    Cildin düşmanları

    • Şehir hayatı. Büyükşehirlerde soluduğumuz havada karbon monoksit, nitrojen oksit, kurşun gibi zehirli gazlar hem çevremizi kirletmekte, hem cildimizi, hem de ruhumuzu yormaktadır.
    • Güneş. Şunu söylemeliyim ki cildin bronzlaşması demek, cildin hasar görmesi demektir. D vitamini sentezini güneşten elde ederiz ama bunun için saatlerce güneşin altında güneş banyoları yapmamıza gerek yoktur. Çok az süreyle güneşe çıkmak, D vitamini sentezi için yeterli olacaktır.
    • Şeker. Yediğimiz şekerli gıdalar dışında, nişasta dediğimiz pirinç, makarna, unlu gıdalar vb yiyecekleri de vücudumuz şekere dönüştürmektedir. Şeker, cildimizin esnekliğini (elastini ve kolajeni ) azaltır.
    • Sigara. Nikotin ve katran, kan dolaşımını zayıflatır. Sigara kullananların cildi, kullanmayan kişilere göre %40 daha incedir.
    • Stres. Çalışma ortamı ve hayat şartları stresle kendini devam ettirdiğinde, vücudumuzda adrenalin ya da stres hormonları salgılanır. Cilt yorulur, hücre yenilenmesi yavaşlar ve cildin belirli bölgelerinde kronik rahatsızlıklar oluşabilir.

    Stresin cilt üzerine etkileri

    • Soluk görünüm. Vücut, stresle kanın büyük bir kısmını kalbe, ciğerlere ve beyne yani hayati organlara göndererek faaliyetini devam ettirir. Böylelikle cilde daha az kan gider ve soluk bir görüntü kendini gösterir.
    • Küçük sivilceler. Stresle, vücutta kortizol yağ üretimini artıran ‘androjen’ salgılaması olur. Bunun sonucunda oluşan aşırı ‘sebum’ gözenekleri tıkar ve sivilcelere neden olur.
    • Pütürlü kuru cilt. Stresle birlikte kan miktarı azalınca hücre kendini zor yeniler. Ciltte kuruluk ve pul pul dökülmeler olur.
    • İnflamasyon. Stres altındayken döküntü, kaşıntı, kabarma, ürtiker gibi tahrişlere sebep olan ‘histamin’ salgılanır. Düzenli yapılan gevşeme seansları hassasiyetlikleri minimuma indirir.

    Sigara içenlerin deri özellikleri

    Mikroskobik olarak sigara içenlerin dermisinde elastik lifler parçalanmış ve kalınlaşmıştır. Elastik liflerdeki bu değişikliğin yapısı foto-yaşlanmadakine benzerlik gösterir. Ancak, sigara içenlerin derisindeki elastik lif değişiklikleri sadece papillar dermiste değil (foto-yaşlanmadaki gibi) retüküler dermiste de mevcuttur.

    Sigara içmenin ROS (gül hastalığı) oluşumunu artırarak kronik dermal iskemiye (dermisin kanlanamaması) neden olan ‘prooksidan’ etkisi de (organizma, prooksidan etki gösteren serbest radikallerin hasarına karşı, antioksidan adı verilen ajanlarla kendini savunur) bilinir.

    Ayrıca derinin ROS’u kontrol etme kapasitesi sigara içenlerde azalmıştır. Çünkü sigara, derideki A vitamini seviyesini azaltır. Bu da derinin serbest kalan aşırı oksijene karşı işlevini yavaşlatmakta ve UV ışınlarına karşı korumasız bırakmaktadır. Sigara içenlerin derisinde bulunan nötrofiller elastaz aktivitesini artırarak, östrojen seviyesini de azaltmaktadır.

    İlginç olarak sigara içen bireylerde, içmeyenlere nazaran deri kanseri görülme oranı artmıştır. Muhtemelen bu durum, sigara dumanında bulunan ve deri hücrelerinde DNA harabiyetine yol açan benzopirenin mevcudiyetinden kaynaklanır. Bu madde önemli bir mitojendir ve kötü tabiatlı dönüşümlere imkân verir.